Sanat günümüz acılarını bir süreliğine unutturabilir mi?
20 Ocak 2012 11:30 / 185 kez okundu!
Savaşın acılarını yaşayanlar, içinde bulundukları zamanın sıkıntılarını bir nebze olsun unutmak için sanatın sakinleştirici güzelliğine sarıldıklarını söylerler. Hitler rejiminin karanlık günlerinde müzelere, tiyatrolara, klasik müzik konserlerine akın eden insanların, zamanlarının karanlığını sanatla kovmak istemeleri besbelli bundandır...
Sanat günümüz acılarını bir süreliğine unutturabilir mi?
Savaşın acılarını yaşayanlar, içinde bulundukları zamanın sıkıntılarını bir nebze olsun unutmak için sanatın sakinleştirici güzelliğine sarıldıklarını söylerler. Hitler rejiminin karanlık günlerinde müzelere, tiyatrolara, klasik müzik konserlerine akın eden insanların, zamanlarının karanlığını sanatla kovmak istemeleri besbelli bundandır. Stefan Zweig, Dünün Dünyası'nda bu konudan ayrıntılı olarak söz eder ve Viyanalıların sıkıntılı günlerde her zamankinden daha çok sanat mekânlarına koştuklarından bahseder.
Bizler için de aynı durum geçerli bir nebze. Ülkemizin acılarını bir süreliğine unutmak için sanatın güzelliğini yaşamaya çalışmak iyi bir seçenek...
Nişantaşı'nda bir Dersaadet
Çağdaş Erçelik'in 23 Aralık'ta Nişantaşı Galeri Eksen'de açtığı “Dersaadet” isimli sergisi, izleyicisine günlük sıkıntıları bir anlığına unutturacak cinsten. Edebiyatın resim ve heykelle olan evliliğini görmeyi benim gibi uzun zamandır iple çekenler bu sergiyi özellikle kaçırmamalı. İnsan, eserleri incelemeye başlar başlamaz önce bir şaşkınlık daha sonra bir hayranlık içinde kalıyor. Bunun bir nedeni sanatçının işlerinin güzelliği, ikinci ve bence çok önemli diğer nedeni de işlerin konularının orijinalliği. Konuların orijinalliği sanatçının İstanbullu edebiyatçıların eserlerini heykellerinde buluşturmasından geliyor. Galerinin kapısında Puslu Kıtalar Atlası'nın klasik karakteri Kubelik; soğuktan donmuş elleri, yukarı bakan korku içindeki gözleriyle bizi karşılıyor, biraz ileride Matmazel Noraliya, o ünlü koltuğunda hüzünlü bir yüz ifadesiyle oturmuş bizleri bekliyor. Serginin konusunu oluşturan eserlerde yalnızca roman ve hikaye karakterleri hayat bulmamış; Çağdaş Erçelik'i etkileyen yazar ve sanatçıların heykelleri, pastel ya da karakalem resimleri çeşitli köşelerden ilgimizi çekmeye devam etmiş. Neyzen Tevfik, Ferhan Şensoy, Sait Faik; Yahya Kemal, İhsan Oktay Anar, Sadri Alışık Lavtacı Andon, hepsi merak, özen ve sevgiyle sanata katılmış.
Erçelik'i eserlerinde bu denli yoğun bir edebi alyapıya itenin kırklı ellili yılların edebiyatçıları olduğunu öğreniyoruz. Sanatçı için edebiyat çok önemli ve -müzik gibi- eserlerini oluşturmada mihenk taşlarından... Müziğin altını çizdim; çünkü müzik, Çağdaş Erçelik'in sanatsal üretiminde en az edebiyat kadar önemli bir başka olgu. Tanbur çalmasının yanı sıra, tiyatro eserlerinin müziklerini de çalabilen ve seslendirebilen sanatçı; edebiyatçılardan ise en çok Ahmet Hamdi Tanpınar'ı kendine yakın buluyor, Peyami Safa'yı ve Orhan Pamuk'u da ayrıca çok seviyor. Bu nedenledir ki Peyami Safa'nın unutulmaz hikayesi “Matmazel Noraliya'nın Koltuğu” onun sanatsal üretisinde yer bulmuş. Sergideki çalışmalarda Orhan Pamuk'un roman karakterlerine dair herhangi bir esere rastlamadım; ancak ben şahsen sabırsızlıkla bekliyorum... Masumiyet Müzesi'nin çeşitlemeleri ne güzel olurdu mesela...
Mekân Heykeltraşlığı (Landsculpture)
Eserlerinin konularının ilginç oluşunu bir yana bırakırsak, Çağdaş Erçelik'in çalışmalarındaki bir diğer ilginçlik de heykelin fonunda uygulamaya çalıştığı mekân heykeltraşlığı. Mekânın plastik bir unsur olarak kullanımının araştırıldığı, İngilizcede Landsculpture adı verilen mekân heykeltraşlığı aynı zamanda sanatçının Akademi'deki doktora tezinin araştırma konusu. Dersaadet sergisindeki heykellerin tamamı, sözünü ettiğimiz düşüncenin, yani mekânı plastik bir öğe olarak sanata sokan örneklerden oluşuyor ve sergi bu anlamda da son derece dikkat çekici oluyor. Kâğıt hamurunun, polyesterin, alçının, limra taşı, ahşap ve taşın heykellerde kullanıldığı; resimlerde ise kraft üzerine pastel, yağlıboya ve karakalemin yer aldığı bir “ilk serginin”eserleri bunlar.
Ali Poyrazoğlu'ndan “Dersaadet”te Şiir Dinletisi
Çağdaş Erçelik'în Galeri Eksen'de açılan bu ilk sergisi az önce belittiğim gibi 23 Aralık'ta kapılarını sanatseverlere açmıştı. Ancak sergiye olan ilginin yoğun olmasından dolayı Galeri Eksen, Dersaadet'i bir hafta daha uzatma kararı aldı ve kapanışı 21 Ocak gününe erteledi. Sergiyi uzatışını bir de 18 Ocak tarihli müthiş bir şiir dinletisiyle taçlandırdı Galeri Eksen. Ali Poyrazoğlu'nun Çağdaş Erçelik'in eserlerine konu olan, İstanbul'da yaşamış edebiyatçıların eserlerini seslendirdiği Şiir Dinletisi, izleyicinin eserlerin doğasına daha bir nüfuz etmeleri için özel olarak tasarlanmıştı kanımca...
M. Ayça Güzel
melikeaycaguzel@gmail.com

