İstanbul'u fethetmek yerine İstanbul'u keşfetmek!

17 Nisan 2012 06:36 / 585 kez okundu!

 


Fetih 1453 filminin gösterime girmesiyle eski bir yazıma dönmek zorunlu oldu. Ortalık harıl harıl fetihçilikle, fetihçilerle dolup taşıyorken yine...

Bugün 29 Mayıs 2009. Belediyemiz ve kimi medya organları harıl harıl gemileri karadan yüzdürmek törenleriyle meşgul. İstanbul'u bir daha fethediyorlar... Üstelik yanlış tarihte ve yanlış içerikteki kutlama biçimleriyle...

Yani İstanbul 29 Mayıs 1453'de alınmış ama takvim değişmiş sonradan. 29 Mayıs denilen tarih artık 7 Haziran. Ama biz yanlış da olsa 29 Mayıs'larda kutlamayı sürdürüyoruz. Hem de berbat bir içerik eşliğinde...

Sorun tarih sorunundan çok anlayış sorunudur

İstanbul'un Osmanlılar tarafından ele geçirildiği gün; Roma'nın sonu, Doğu'nun yeni bir başlangıcı olmuştu. Eski takvime göre ise alınış tarihi 7 haziran 1453 de olsa semboller bazı durumlarda gerçeklikten koparlar ve ağır basan onlar olur.

Geçmişe şöyle bir uzanalım öncelikle...

Tarih içindeki çeşitli fetih girişimlerinin yorduğu Bizans'ı almak Osmanlı Sultanı 2. Mehmet'e düştü. O dönemin en güçlü topları döktürülerek, Osmanlı Devleti'nin ortasındaki bu “çatlak”ın giderilmesi için harekete geçildi. İlk Arap saldırısından sekiz yüzyıl sonra 1453'de Bizans'ı alan Türkler; kent teslim olmadığı için o günün kuralları gereği, bir defalığına, üç gün süren acı bir yağmadan sonra burayı başkent yaptılar. Kentten kaçanlar geriye çağırıldı. Var olan dokuyu bozmadan yepyeni bir imar programı uygulanmaya başlandı. Alınışıyla Bizans İmparatorluğu'nu sona erdirip yeni çağ'ın bir simgesini daha oluşturan İstanbul; camiler, külliyeler ve çeşmelerle bezendi. Osmanlı, mutlak hükümdarlığını dünyaya ilan edercesine Doğu Roma'nın mirasını tamamen devralmıştı. Böylece "Fatih" ünvanını alan 2. Mehmet o dönem kimi mektuplarını “Roma Diyarının Hükümdarı” olarak imzaladı. Bir dönüm noktası oluşturan fetihten sonra, Doğu Roma İmparatorluğu'nun bıraktığı boşluğu, Osmanlı Devleti yani gazilerin oluşturduğu yeni bir çağdaş imparatorluk doldurdu. İstanbul'un fethiyle beraber Ortodoks Kilisesi ve giderek Avrupa'dan zulümden kaçan Yahudiler de Osmanlı şemsiyesinin altına yerleşti.

İstanbul'un fethi, Avrupa'daki Rönesans'ın hem onayı oldu hem de hızlandırıcısı. Osmanlı, genişlemesi sürdükçe rönesansa hiç ihtiyaç duymadı. Taa ki gerilemeye başladığını anlayana, bunu kabullenene ve çözüm aramaya başlayana dek... O zaman da zaten artık çok geç kalınmıştı.

Kentli Olmak Kendi Olmaktır

Fetihçilik döneminin çoktan sona erdiği dünyada, 550 yıldır İstanbul'da fetih törenleri düzenliyoruz; İstanbul'a yakışmayan, müsamere gibi törenlerle İstanbul'u yeniden ve yeniden fethetmeye çalışıyoruz. Bu kutlamaların içeriğinin baştan sona gözden geçirilmesi gerekiyor.

Tarih kitaplarının insan haklarına aykırılıklardan arındırılması işini Tarih Vakfı sayesinde ve AB sürecinde ancak ele alabilmiş bir ülke artık fetih zihniyetiyle de yüzleşmelidir. Çünkü seçimleri kazansa bile böyle bir zihniyetin ele geçiremediği, geçiremeyeceği, çok yönlü, çok kültürlü işveli bir kenttir İstanbul. "Kentli olmak kendi olmaktır" sözünün çok uzağında kalan birine de ruhunu asla teslim etmeyecektir. Taa ki fetih törenleri yerine İstanbul'a, ilk kuruluşundan itibaren sahip çıkacak bir zihniyetin bu kenti benimsemesine dek... Taa ki bu yıl dönümlerinde uyduruk gemi kaydırmalar yapmak yerine Troya gibi dans ve müzik gösterilerini aşan yepyeni müzikalleri sahneleyinceye; İstanbul'a adanmış yepyeni müzik besteleri yapıncaya ya da kentte devasa sanat merkezleri, müzeleri açıncaya dek, İstanbul'a yakışan internet ortamları oluşturuncaya dek; mimarisini yeniden özgün biçimlerde oluşturup çoğaltana dek; Karagöz'ü bu kentin içinde yeniden yaşar kılana dek, 2010 Avrupa Kültür Başkenti gibi etkinliklerin sayısını unutuncaya dek; İstanbul ruhunu asla teslim etmeyecektir.

Bu nedenle böyle bir kente belediye başkanı olmak da vali olmak da kolay değildir. İstanbul vefalıdır, kendisine yapılmış gerçek katkıları ve yapanları asla unutmaz. Ancak sıradan olmak ile sıradışı olmak arasındaki farkı düşünmeliyiz. Her yıl ya da her eylemde onu yeniden fethettiğini düşünenlerin adı çok yakın zamanlarda unutulup gidecek ama İstanbul yeni bir ruhla yaşamaya devam edecektir.

Biz fetih yerine onu keşfetmeyi öğrendiğimiz gün, İstanbul bize gerçek anlamda kapılarını açacaktır.

Hiç bir zaman tam olarak başaramayacağımız keşif

İstanbul o kadar büyük, o kadar gizemli, o kadar davetkâr, o kadar cömerttir ki, onun kendini size böyle bırakışı karşısında kent bilincine sahip birisi şaşırır ve duygulanır. Bir tepeden, yüksek yerden istanbul'a bakarsanız önce ürkersiniz oradan, sonra sevinirsiniz orada yaşadığınız için, ardından da duygulanırsınız, istanbul'a layık olamadığınız için. Her 29 mayıs'ta ya da 7 haziran'da İstanbul'u sahte törenlerle "fetheden"lere karşı, sizin içinizden de bir çığlık yükselir. Yeniden düşersiniz sokaklarına ve yepyeni bir yer keşfedersiniz. Eğer doğru yaklaşırsanız İstanbul sizi sağlığınıza kavuşturur. İnsana dair hiçbir şey ona yabancı değildir. İstanbul hep canlıdır, her dem tazedir üstelik. Hiçbir zaman onu tam olarak keşfedemeyeceğimizi bilsek bile bu yolda olmayı başarmak yeterlidir.

Gelin, bu yanlış kutlanan "fetih" gününde, İstanbul'u yeniden ve yeniden keşfedin. Çünkü "fethettiğiniz" her yer, sınırlarınızın içinde sayılsa bile, gerçekte sizin olmayabilir ama keşfettiğiniz ve bildiğiniz her yer bir anlamda sizindir. İstanbul'u keşfetme macerası size kendinizi bulduracaktır; tarihiyle, coğrafyasıyla, kültürüyle, edebiyatıyla, etiğiyle, estetiğiyle...

Kentli olmak kendi olmaktır.

İstanbul'un çağrısına direnmeyin, keşfe çıkın! Kendinizi daha iyi hissedeceksiniz...

İlhami Mısırlıoğlu

29 Mayıs 2009

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
       Facebook'ta Paylaş       
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.

Üye Girişi
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Üye Ol / Şifremi Unuttum
Üye İstatistikleri
Son Üye Cevad
Toplam 757 Üye
Konaklama
Son Fotoğraf
10 Çinko - İzmir 2008 Serdar Leblebici 10 Kız Kulesi - 2005 4 Panel: Araştırmacı özgürlüğü için...
Finans
Alış Satış
EUR YTL YTL
USD YTL YTL
Spiritüalist
KONUK DEFTERİ